Demokrasinin, iradelerin satın alındığı bir anlayış, bir sistem ve bir rejim olmadığının iyi bilinmesi gerektiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Eğer böyle yaklaşanlar varsa onlar da dersini almaya mahkûmdur.
Hiçbir ülkenin açık hukuksuzluk ve adaletsizlik örneği olan bu tür durumlarda mali ve siyasi gücüne güvenerek tüm dünyayı pervasızca tehdit etmeye de hakkı yoktur. Bu tür şantajlar, uluslararası sistemin omurgasını oluşturan BM gibi kurumların tüm ülkelerin iradesini yansıtma vasfına darbe vurmaktadır” açıklamasında bulundu.
BM Genel Kurulu’nun, tehditlere rağmen onurlu bir duruş sergileyerek 128 kabul oyuna karşı 9 ret oyuyla Kudüs’le ilgili kararı kabul ettiğine işaret ederek, kabul oyu kullanan tüm devletleri tebrik eden ve bu ülkelere şükranlarını ileten Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD’nin Kudüs’le ilgili attığı adımın hukuksuzluğun, uluslararası toplum tarafından meşru görülmediğinin, BM tarafından da ortaya konduğunu söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Temenni ederim ki ABD, başını iki elinin arasına alır, bu durumu değerlendirir. ‘Dünya böyle düşünüyorsa, bu kadar ülke bu işe hayır diyorsa, demek ki bu ülkeler hiçbir zaman Kudüs’e gelmeyecek. Öyleyse bizim de bu attığımız yanlış adımdan geri dönmemizde fayda var’ demesi, inanıyorum ki oradaki Trump iradesinin doğru tecellisi anlamına gelir” şeklinde konuştu.
“ULUSLARARASI HUKUKA İNANCIN KORUNMASI; ADİL KARARLAR ALINMASINDAN GEÇİYOR”
Türkiye olarak uluslararası hukuka ve uluslararası kurumların bu hukuku işletme gücüne yönelik inançlarını muhafaza etmek istediklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Bunun yolu Kudüs meselesi gibi herkesin üzerinde ittifak ettiği konularda adil kararlar alınmasından ve uygulanmasından geçiyor. Hep söylediğimiz gibi, zulümle abat olunmaz, bunu bir defa bilmemiz lazım. Tarihte mazlumun ahını alıp da iflah olan hiç kimseyi bulamazsınız. Bugün de aynısı olacaktır. Filistin’de dipçik darbeleriyle canları yakılan çocukların, Suriye’de bombardımanla yıkılan evlerinin harabeleri içinden cansız bedeni çıkartılan masumların, Irak’ta evlatlarını kendi elleriyle toprağa veren gözü yaşlı ihtiyarların ahı arşa yükselirken kimse huzurla hayatına devam edemez.”
Konuşmasında, ABD’nin Kudüs’ün İsrail’in başkenti olarak tanımasının ardından Filistinli sivillerin protesto gösterilerinde, İsrail askerlerinin çocuklara ve gençlere uyguladığı şiddeti gösteren fotoğrafları ekrandan paylaşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsrail askerlerine işaret ederek, “Şimdi bunlar terörist değil de kim terörist? Bize bazıları hukuk dersi vermek istiyor. İsrail terör devleti, zaten bunlar işgalci” sözlerine yer verdi.
Avrupa sınır kapılarında dikenli teller önünde köpeklerle sıkıştırılarak umutları söndürülen mültecileri, Myanmar’daki katliamdan kaçarken çamurlu sularda son nefesini veren Arakanlıları bir an bile akıllarından çıkarmadıklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha önce eşi Emine Erdoğan ile bakanların, hafta başında da Başbakan Yıldırım’ın, Arakan Müslümanlarını kamplarında ziyaret etmek ve onlar için yapılacakları yerinde tespit etmek üzere Bangladeş’e gittiğini hatırlattı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu ziyaretleri ve yapılan yardımları; İslami, insani ve vicdani bir görev telakki ettiklerini sözlerine ekledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, az gelişmiş ülkelere insani yardımda Türkiye’nin, ABD’den sonra ikinci sırada, millî gelire oranla birinci sırada olduğuna da dikkat çekti.

“TÜRKİYE’NİN EN BÜYÜK HANDİKABI; KENDİ İÇİNDEKİ GAFİLLERİ UYANDIRMAKTA YAŞADIĞI ZORLUK”
“Türkiye’nin en büyük handikabı; düşmanlarının büyüklüğü veya gücü değil, kendi içindeki gafilleri uyandırmakta yaşadığı zorluktur” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkan Vekilinin, TBMM’de yaptığı konuşmasında “Bilinmelidir ki, bu Hükûmet dünyanın en doğru işini bile yapsa, bizim bu Hükûmeti alkışlayacak hâlimiz yok; milletin bize verdiği görev bu kardeşim” şeklindeki ifadelerini buna örnek olarak gösterdi.
CHP’li vekilin ‘şecaat arz ederken sirkatin söylediğini’ kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Benim aziz milletim, bu kadar güzellikler yapılırken onu kötüleyene iyi yaptın der mi? Demediği için zaten sizi on yıllardır bu ülkede iktidar yapmıyor; akıllanın” değerlendirmesinde bulundu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ana muhalefetin başındaki zat geçen gün bir televizyon programında, önümüzdeki seçimlerde Türkiye’nin önünde iki tercihten birini yapacağını söylüyor, Türkiye’nin bu iki tercihten birini yapmasının gereğini ifade ediyor. Bunları da ‘demokrasiden yana olanlar’ ve ‘otoriter rejimden yana olanlar’ olarak ifade ediyor. Şimdi bir insan demokrasiye gerçekten inanıyorsa, milletin tercihine ne yapar? Saygı duyar. Bu tercih sizin istediğiniz gibi olduğunda adına ‘demokrasi’, başka türlü tezahür ettiğinde adına ‘otoriterlik’ derseniz, siz demokratik değil faşist olursunuz. Bu bakımdan CHP tıpkı tek parti döneminde olduğu gibi, tekrar hızla faşizme kayıyor. Cilası sosyal demokrat olan, ama altını kazıdığınızda en müptezelinden bir faşizm çıkan böyle bir partinin diğer söylediklerini ciddiye almak zaten mümkün değildir.”
“DÜŞÜNCE ÖZGÜRLÜĞÜNÜ, KENDİ DÜŞÜNCELERİNİ İFADE ETME VE KARŞITLARA HAKARET ETME OLARAK ALGILIYORLAR”
Ana muhalefet partisinin düşünce özgürlüğü kavramını, sadece kendi düşüncelerini ifade etme ve karşıt düşüncelere hakaret etme özgürlüğü olarak algıladığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gece-gündüz ‘yolsuzluk, usulsüzlük’ türküsü çağırırlar, kendi belediye başkanları bu suçlardan gözaltına alındığında hemen ağlaşmaya başlarlar. Karşımızda, ‘dosyaları aldım inceledim, bir şey görmedim’ diyerek yolsuzlukları ibra ettiğinin farkında dahi olmayan karikatür bir tip var” diye konuştu. Söz konusu siyasi parti liderinin geçtiğimiz haftalarda, şahsına ve yakınlarına yönelik iftiralarına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, elinde salladığı kâğıt parçalarının konuyla ilgisinin olmadığının anlaşılmasına rağmen, ilgili siyasi parti liderinin büyük bir pişkinlikle yoluna devam ettiğini söyledi.
Ana muhalefet partisi liderinin, Türkiye’nin Suriyeli mülteciler için harcadığı parayı da sorduğunu hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, açıklanan tutarın içinde; devletin, belediyelerin, yardım kuruluşlarının, STK’ların ve milletin bizzat kendisinin yaptığı yardımların da olduğunun kendisine söylendiği hâlde hâlâ, “nerede bu 30 milyar dolar” dediğine işaret etti ve şöyle devam etti: “Tabii niyet kötü. Kendisi de bu paranın hesabını aslında biliyor. Ama böyle diyerek hem Suriyelileri tahrik etmeye, hem de milletimizin kafasında soru işaretleri oluşturmaya çalışıyor. Bunun adı fitnedir, bunun adı kendi ülkesine ihanettir. Bu tarz siyaset, ancak vicdanı nasır tutmuşların yapabileceği ırkçı, faşist bir siyasettir.”

“BELEDİYECİLİKTE NASIL ÇAMURA BATTIKLARINI HEP BİRLİKTE GÖRÜYORUZ”
“Seçimlerde milletimiz bu zata hak ettiği dersi bir kez daha verecektir” sözleriyle konuşmasını sürdüren Cumhurbaşkanı Erdoğan. “Bu iş öyle şu illeri alacağız demekle olmuyor. Bu partinin belediyeciliğini de, iktidarını da biz geçmişten çok iyi biliriz. Milletimizin bunlara değil şehirlerin ve ülkenin yönetimini emanet etmek, mevcut belediyelerini bile sürdürmesine izin vereceğini sanmıyorum. İdeolojik fanatizmle kazandıkları belediyelerde belki birkaç istisna dışında nasıl bir başarısızlık sergilediklerini, nasıl boğazlarına kadar çamura battıklarını hep birlikte görüyoruz, takip ediyoruz. 2002’de ne olduysa, 2004’te ne olduysa, 2007’de ne olduysa, 2009’da ne olduysa, 2011’de ne olduysa, 2014’te ne olduysa, 2015’te ne olduysa, 2019’da da o olacaktır” dedi.
Ana muhalefet partisinin ve ona akıl verenlerin yeni oyunlar peşinde olduklarının işaretlerini aldıklarını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “AK Parti’yi kendileri gibi 40 yamalı bohça sandıkları için, ‘bu yamalardan acaba biz de kopartabilir miyiz’ hesabı yapıyorlar. Hâlbuki AK Parti gücünü milletten alan, bugüne kadar maruz kaldığı tüm saldırıların üstesinden milletten aldığı destekle gelen bir partidir” sözlerine yer verdi.
Milletle birlikte vesayetin tüm ayak oyunlarının üstesinden geldiklerini, sokakları kaosa sürüklemek isteyenleri, terör eylemleriyle Türkiye’ye göz koyanları tepeleyip geçtiklerini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasının sonunda, “Hak yolunda verdiğimiz mücadelede bu cephe bugüne kadar sarsılmadı, Allah’ın izniyle bundan sonra da sarsılmayacak” vurgusunda bulundu.
Aktüel İntermedya / GÜNDEM
Aktüel İntermedya Tarafsız Objektif Haberciliğin Adresi !