Türkiye, Terörle Mücadelesini Tamamen Millî İmkânlarla Yürütüyor

‘Memur-Sen 5. Büyük Türkiye Buluşması’ programında konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugün Türkiye kendi menfaatleri için birilerinden icazet almaya gerek duymuyor. Bugün Türkiye terörle mücadelesini hem yurt içinde, hem yurt dışında tamamen millî imkânlarla yürütüyor. Çünkü bizim milletimize sözümüz var, refah, mutluluk, huzur gelene kadar biz devam edeceğiz” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Memur-Sen Konfederasyonu tarafından düzenlenen ‘Memur-Sen 5. Büyük Türkiye Buluşması’ eğitim programına katıldı. Antalya Manavgat’ta bulunan Starlight Otel’de gerçekleştirilen programda Cumhurbaşkanı Erdoğan, sendika üyelerine hitaben bir konuşma yaptı.

“YAZICIOĞLU’NUN YOKLUĞUNU YAŞADIĞIMIZ HER ÖNEMLİ HADİSEDE HİSSEDİYORUZ”

Programda sendika üyeleri ile birlikte olmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek sözlerine başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının başında vefatının 8. sene-i devriyesi olan merhum Muhsin Yazıcıoğlu’nu anarak kendisine Allah’tan rahmet dileğinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, merhum Yazıcıoğlu için “Türk siyasetinin, muhalif de olsa muvafık da olsa, Yazıcıoğlu gibi karakter ve ilke sahibi liderlere ihtiyacı var. Türkiye’nin en zor dönemlerinde gösterdiği sağlam duruşla milletimizin gönlünde özel bir yeri olan Yazıcıoğlu’nun yokluğunu, yaşadığımız her önemli hadisede bir kez daha hissediyoruz” ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Memur-Sen’e çalışanların haklarını savunmada gösterdiği çabaların yanı sıra, Türkiye’de millî iradenin, demokrasinin, insan hak ve hürriyetlerinin bayraktarlığını yapmalarından dolayı da teşekkürlerini dile getirdi.

“MEMUR-SEN MİLLÎ İRADE VE DEMOKRASİNİN SANCAKTARLIĞINI YAPIYOR”

Memur-Sen’in kurucusu, şair ve düşünür Mehmet Akif İnan’ı da rahmet ve tazimle yâdettiğini belirterek, merhum İnan’ın; Türkiye’nin en zor, en çetin yıllarına tekabül eden hayatını, ülkeye vemillete vakfetmiş bir gönül insanı olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında onunla ilgili şu cümlelere yer verdi: “Sendikayı, sadece memurların hukukunu savunan bir çatı olarak değil; aynı zamanda bir uyanış, bir diriliş hareketi olarak görmüştür.Bir taraftan sendikal mücadele verirken, diğer taraftan Kudüs’ün, Filistin’in, dünyadaki tüm mazlum ve mağdurların acısını, kor bir ateş gibi yüreğinde taşımıştır. Akif İnan, bu yapıyı Türkiye’yle birlikte, yer kürenin dört bir tarafında hakları gasp edilen, emekleri, alınterleri sömürülenler için de kurmuştur. Her bir sendika şubesini, fikri tartışmaların yapıldığı, güncel meselelerin konuşulduğu, medeniyet birikimimizin yeniden yoğrulduğu bir kültür evi, bir ilim yuvası olarak tasavvur etmiştir.”

Merhum İnan’ın, imtihanlarla dolu 60 senelik ömrünü, geride hoş bir seda ve Memur-Sen gibi bir miras bırakmak için harcadığını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün sendikanın onun hayallerini gerçekleştirdiğini, Türkiye’nin en etkili, en güçlü sivil toplum örgütü olarak, millî irade ve demokrasinin sancaktarlığını yaptığını söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugün, Türkiye’deki her iki sendikalı memurdan birini bünyesinde barındırmanın yanında, dünyanın çok farklı ülkelerine yardım götüren, medeniyet değerlerimizin taşıyıcısı bir Memur-Sen var. Türkiye’nin daha büyük, daha müreffeh ve daha güçlü bir ülke olması için gecesini gündüzüne katarak çalışan Memur-Sen, 15 Temmuz’da olduğu gibi, millî iradeye canı pahasına sahip çıkan, darbecilere meydanları dar eden büyük bir ailedir” dedi.

“DEMOKRASİDE BÖLGESİNE İLHAM KAYNAĞI OLAN BİR ÜLKEYİZ”

Bugüne kadar dava arkadaşlarıyla birlikte verdikleri mücadelenin boşa gitmediğini, âdeta bir kartopu gibi büyüyerek verdikleri hizmetlerin ülkenin dört bir yanına yayılarak devam ettiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugün dünyanın en gelişmiş ülkelerini bünyesinde barındıran G-20 üyesi bir Türkiye var. Demokraside bölgesine ilham kaynağı olan bir ülkeyiz. İnsani yardımlarda millî gelire oranla dünyanın en cömert bir numaralı ülkesiyiz. Somali’den Arakan’a, Yemen’den Türkistan’a kadar her yerde sivil toplum kuruluşlarımızla, TİKA’mızla, AFAD’ımızla, Kızılay’ımızla kardeşlerimize destek oluyoruz. Yatırımlarda elhamdülillah son 14 yıl Cumhuriyet tarihiyle mukayese edilemeyecek kadar büyük eserlerle dolu” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün referanduma ‘hayır’ diyenlerin, 15 Temmuz Şehitler Köprüsü ile Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’ne ve kendi dönemlerinde yaptıkları Yavuz Sultan Selim, Osmangazi köprüleri ile Avrasya ve Marmaray Tünellerine de ‘hayır’ dediğini hatırlattı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye ekonomisi için ‘battı, bitti’ denildiği bir dönemde yarısı yabancı sermaye olmak üzere, 11 milyar dolarlık yatırımla 1915 Çanakkale Köprüsü’nün temelini attıklarını vurguladı.

“TÜRKİYE SAVUNMA SANAYİNDE GİDEREK YÜKSELEN BİR ÜLKE HÂLİNE GELDİ”

Geçen 14 yıllık dönemde Türkiye’nin kendi silahını, tankını, savaş helikopterini, insansız hava araçlarını yapan, savunma sanayinde giderek devler ligine yükselen bir ülke hâline geldiğini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şimdi biz hamdolsun kendi insansız hava aracımızı yapar hâle geldik. Yeterli değil, daha iyi olacak inşallah, daha ileri gideceğiz. Bugün Türkiye kendi menfaatleri için birilerinden icazet almaya gerek duymuyor. Bugün Türkiye terörle mücadelesini hem yurt içinde, hem yurt dışında tamamen millî imkânlarla yürütüyor. Şu anda Tendürek Dağları’nda, Cudi’de, Besler Deresi’nde bu teröristlere evelallah askerimiz, polisimiz, köy korucumuz kan kusturuyor, inlerine girdik. Çünkü bizim milletimize sözümüz var, refah, mutluluk, huzur gelene kadar biz devam edeceğiz” şeklinde konuştu.

“İYİ TERÖRİST, KÖTÜ TERÖRİST OLMAZ”

Vatandaşlarımızın can güvenliğini sağlamak, ülkenin çıkarlarını korumak için noktasında Ankara’da karar verip Silopi’de, Gabar’da, Cudi’de, gerekirse Suriye’de ve Irak’ta uyguladıklarını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Fırat Kalkanı Operasyonu kapsamında verilen mücadeleye değinerek, “O gün, bugündür bir taraftan DEAŞ’la mücadeleyi veriyoruz, bir taraftan PYD’yle, YPG’yle veriyoruz. Ne yazık ki dostlar hâlâ PYD’nin ve YPG’nin yanında. Diyorlar ki, ‘bunlar DEAŞ’a karşı iyi bir mücadele veren kişiler’ Biz de onlara diyoruz ki, ‘iyi terörist, kötü terörist olmaz, teröristlerin hepsi teröristtir ve hepsi de kötüdür, bunu bileceksiniz.’ Ama hâlâ anlaşabilmiş değiliz, burada da siyasi mücadele devam ediyor” değerlendirmesinde bulundu.

“YASSIADA’DA DEMOKRASİ YARGILANDI”

Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü: “Elbette bugünlere kolay gelmedik, 7’den 70’e milletimizin tamamının soluduğu bu özgürlük ve refah ortamına zahmetsizce kavuşmadık. Milletimiz, ‘yeter, söz milletindir’ dediği 1950’den beri aralıksız bedel ödüyor. 14 Mayıs 1950’de Menderes ve arkadaşlarının sandığa gömdüğü tek parti zihniyeti 27 Mayıs 1960 darbesi sonrası darağaçları kuruluna kadar hiç boş durmadı. Açın o dönemdeki olayları şöyle bir okuyun, CHP’lilerin kışkırtmalarını görürsünüz. Meclis kürsüsünden Menderes’i tehdit eden İnönü’yü görürsünüz. Her gün medyanın manşetlerini süsleyen yalan ve iftiraları görürsünüz. Üniversitelerde bizzat hocaların tezgâhladığı oyunları görürsünüz. Milleti birbirine düşürmek için seferber olmuş sözde aydınları görürsünüz. 10 yıl boyunca sinsice yürütülen bu oyunun bir amacı vardı, o da 14 Mayıs 1950’de sandıkta milletten yedikleri sillenin hesabını sormaktı. Yassıada’da yargılanan sadece Demokrat Partililer değildi, orada demokrasi yargılandı, millet yargılandı, milletin hak ve özgürlük talepleri yargılandı. Hiçbir geçerli sebep yokken darbeciler Adnan Menderes’i, Hasan Polatkan’ı, Fatin Rüştü Zorlu’yu niye idam etti biliyor musunuz? İbret olması için. Millete sandığa giderken ne yapması veya ne yapmaması gerektiği konusunda unutamayacağı bir ders vermek için o idamlar yapıldı. Sırf bu ülkede gerçek iktidarın kimde olduğunu göstermek için o mahkemeleri, o darağaçlarını kurdular. Bu öyle alçak bir zihniyettir ki, Menderes’i idam ettikten sonra cellâdın ve darağacının parasını da Menderes’in ailesinden istemiştir, bunlar bu kadar gaddardır.”

“TEK PARTİ DÖNEMİNDE, EN TEMEL İNSAN HAKLARI AYAKLAR ALTINA ALINDI”

Bu anlattıklarının 1950’de başlayıp 1960’da bitmiş hikâyeler olmadığının ve Türkiye’nin hâlâ aynı zihniyetlerin mücadelesine şahitlik ettiğinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tek parti zihniyetinin artık ortadan kalktığını düşünmekle, 15 Temmuz’da gündüz saatlerinde bu ülkede bir daha darbe de, darbe teşebbüsü de olmaz demek aynı şeydir. Aynı zihniyet tüm canlılığıyla hayatiyetini sürdürmektedir” vurgusunda bulundu.

Tek parti döneminde Türkiye’nin pek çok yerinde camilerin amaçları dışında kullanıldığını, bazılarının yıkılıp satıldığını, bazılarının ise ahır olarak kullanıldığını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Mukaddes Kitabımızın öğrenilmesi, öğretilmesi yasaklandı. Bin yıldır Kur’an-ı Azimüşşan ile yaşayan bu milletin evlatları Kur’an-ı Kerim’i ancak mahzenlerde, mağaralarda gizli saklı öğrenebildi. Çok daha kötüsü, yıllarca bu ülkenin semalarında Ezanı Muhammedi sesi ne yazık ki duyulmadı veya Türkçe duyuldu. Merhum Mehmet Akif’in İstiklal Marşı’nda ‘Bu ezanlar-ki şehâdetleridînin temeli / Ebedî yurdumun üstünde benim inlemeli.’ diyerek ifade ettiği ezana milletimiz yıllarca hasret kaldı. Düşünce inançtan, kılık kıyafete kadar en temel insan hakları ayaklar altına alındı. Daha sonraki dönemlerde de bu zihniyetin etkisi devam etti.”

 

Aktüel İntermedya / GÜNDEM

 

You may also like

Popular News